Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bırakma! - Ene Abdukel Aciz - Blogcu
27/10/2009

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bırakma!

Kategori: Öykü



 Karanlık bir geceydi.
 Çıkrık sakin, dönmeye başladı. Sessizliğin içinde, gelen sesi siz hayal edin. Bakraç, çıkrığın zincirine bağlı olduğundan, o döner dönmez, harekete geçti.
"Ooff..." dedi, "Bıktım sana bağlı yaşamaktan! Kulpum elinde, oh, ne güzel, keyfince indirip çıkarıyorsun beni!.. Ne bu yaa!.. Bari geceleri rahat bırak!"
 
Bakraç aslında böyle kötü huylu değildi. Sadece çok fazla iniş-çıkış yaşamış ve bundan ötürü yorgun düşmüştü. Hani, en halim selim kişiyi bile, uykusundan olmadık yerinde, aniden uyandırıverseniz, ters bir şeyler söyleyebilir ya, bunun gibi...
 
Bakırdandı bakraç...Kuyunun başında senelerdir durmada, ne vakit bir susuza su lazım olsa, kuyunun dibine salınıp, geri çıkmadaydı. En büyük neşesi, işe yaramaktı. O kadar ki, kim suyundan içer de "Hamdolsun!" der, bakraç o vakit, sevinçten sekerken, bir de bakmışsınız, kuyuya düşer. Çıkrık böyle zamanlarda, "ah yaramaz.." dercesine bakar, tatlı tebessümüyle, onu geri çeker. Söyleşir,dertleşir, böylece geçinip giderlerdi.
 
Çıkrık döner, döndükçe, kimi zaman aşağı, kimi zaman yukarı hareket ettirirdi bakracı. Ne vakit aşağıya kuyunun dibine doğru inecek olsa, suyun serinliği ile ferahlar, esrarengiz ve bir o kadar da güzel duygular yaşardı bakraç. Suya yaklaşmak, ona dokunmak, onun eşsiz serinliğini tatmak, ne kadar da büyük nimetti. O çok yakıcı günlerde çıkrığa seslenir, "Hadi insaf et de, sal sulara beni, serinlet!.." diye neredeyse yalvarırdı. Çıkrık, senelerin çalışanı, bakraçla nasıl geçinileceğini iyi bilir ve üşenmeden, bu talebi yerine getirirdi. Anlayacağınız nazlı alıştı bakraç.. Çıkrıkta bir merhamet, bir tatlılık... Ah kim olsa sevinirdi.
 
Bakraç bazen, çıkrığın kendisi yüzünden çok yorulduğunu düşünüp, rahatsız olurdu. "Sana eziyet ediyorum. Senelerdir beni taşıyorsun, Kah dolu, kah boşum, ama hep yükümü çekiyorsun." derdi. Çıkrık, büyük bir olgunlukla: "Sen bana yük değilsin, rahat ol.." diye cevaplasa da, bakraç bazen bunu çokça dert eder, " Ah sana çok sıkıntı oluyorum! " diye sızlanırdı. Çıkrık, "Hayır, sen bana dert değilsin! " diyecek olsa bundan da alınır, " Ahh, ah, görüyor musun bak, onun için dert bile değilim, ne ifade ediyorum ki zaten!.." diye içten içe küserdi.
 
Anlayacağınız bakracı memnun etmek apayrı bir sanat. Hele de, özgür ruhlu bakraç, çıkrığa bu kadar bağlanmış kalmışken, mesele daha da çetin...
 
Bu sıralarda beklenmedik bir hal geldi başa... Bakraç, bu anlayışlı, naz çeken çıkrığa aşık oldu!... Demeyin ki, "Yok canım, hiç olur mu!.." Vallahi oldu. Gelin görün ki, işte ne olduysa zaten, bundan sonra oldu! İçinin dolduğu günlerden birinde bizim bakraç tutamadı, bütün hislerini açığa vurdu. Gönlü zamanla çıkrığa temelli kaydı. Ne vakit biri gelse de, onun için kuyuya inmesi icap etse, zorlanır oldu. Gün geldi, çıkrığın yanında daha çok kalabilmek için, kuyuya inmeyi istemez hale geldi.. Çıkrık: "Hadi bakraç! Önceleri suya ineceğim diye nasılda sevinirdin, ne oldu sana böyle, hadi söyle!.." dediğinde: "Seninle biraz daha yan yana olmak varken, neden beni kuyuya gönderiyorsun. Senden başka derdim tasam kalmamışken, niye beni ellerin derdiyle üzüyorsun. Hadi gel, bugün de susuz gezsin insanlar. Hem belki böylece suyun kıymetini anlarlar. Bak işte, ben senden uzak düştüğüm zamanlarda, kıymetini nasıl da anladım. Ne olur gönderme beni, hadi, bu sefer yan yana kalalım."
 
Fakat çıkrık, her seferinde bakraca hiç cevap vermeden, dönmeye devam etti. Zira oda bir zamanlar bakracın yaşadığı hislerle dopdoluydu ve bir işe yaramak arzusuyla, her geleni "Hızır" bilemeye, bu sebeple kendince dönmeye azmetmişti. İşte gün oldu, devran döndü, bakracın derdi çıkrık, çıkrığın derdi hizmet oldu. Deyin ki, değişmeyen tek şey, değişmek değil de nedir? Fakat bu hal, zaman içinde, bakracın zoruna gitmeye başladı. "Ah ah!.." dedi, "Önceleri nazımı çeker, derdimi bölüşürdün. Ne oldu da artık, yüzüme bakmaz oldun. Söyle, içimdeki sırrı verdim de, kıymetten mi düştüm. Ne değişti söyle! "
 
Çıkrık, sustu...
 
"Hain! Zalim! Senin şu ettiğin de ne ki! Şu ettiğin de iş mi ki!.." dedi bakraç.
 
Çıkrık ta yine ses yok...
 
"Hayırdır, ses bile vermez oldun, bunlar halleri mi!? " diye tersledi.
 
Çıkrıkta yine tık yok...
 
Aradan böyle günler geçti. Halbuki bakraca sorsanız, çıkrık senelerdir susuyor. Ah o sevgiliye hasret yok mu? Saati gün, günü ay, ayları asır zannettirir. Ne vakit hasret vuslata döner, en uzun zamanlar bile an olurda, hemencecik tükenir. Deyin ki, sevgiliyle geçen zamanın durmasını hangi aşık istemez? Bakraç da istedi elbet. Fakat bir yandan, çıkrığın sessiz vaziyetinden ötürü temelli zora düştü ve umursanmadığını düşünerek, öylesine gücendi ki, günler sonra şöyle feveran etti:
 
"Bıktım senden!.. Başkalarının derdiyle beni suya bırakıp almandan bıktım! Sana bu kadar muhtaç olmak zoruma gidiyor! Ben bağımlı olmayı sevmem!.. Tamam, sana bağlıyım, bu elimde de değil, fakat işin kötüsü, bağımlıyım da bir yandan...Ve bu beni çok mutsuz ediyor! Sen, suya değmem için sadece bir sebepsin ! İyi bil ki, ben artık sebeplerle bu kadar uğraşmaktan bıktım! Beni kendi halime bırak da, özgürlüğümün tadına varayım! "
 
"Seni ben mi tutuyorum ki..." dedi çıkrık.
 
Sahi, çıkrığın eli mi vardı ki,bakracı tuta...İşte, biri tutturmuş olmalıydı ikisini. Ve o biri nasıl yaptıysa bu işi, belli ki işinin ehli. İyi de, bu söz de zoruna gitti bizimkinin... Tutmuyor muydu çıkrık onu. Neden tutmuyordu? Halbuki dünyada herkesten çok, onun elinde kalmak istiyordu, hem de sanki o bırakırsa ölecekti kahrından... Hani dışarıdan seyri kolay da, şaka-maka, böyle dert evlerden ırak ola!..
 
Bakraç o gece, kederinden öleceğini sandı. O kadar bağırdı çağırdı, öyle çok "Kurtulmak istiyorum!.." dedi ki, çıkrığın tepesi attı: "Aman be! Seni zorla tutan mı var! O kadar çok istiyorsan, çek, git! " deyiverdi.
 
Demekle de kalmadı, nasıl kahredip döndüyse, zincir kırıldı, bakraç kuyunun dibine düştü. Ne vakit ki bu oldu, bakracın aklı başına geldi. O bir zamanlar kavuşmayı pek sevdiği, değince serinlediği suyu hissetmedi bile, çıkrıktan ayrı kalmanın acısıyla. Aklı başına gelince, kalbi de tavına geldi de, başladı seslenmeye:
 
" Beni kör kuyularda merdivensiz bırakma!
 
Şu kuyunun dibinde, kendi sesinin yankısıyla avunan biriyim şimdi. Beni niye buraya attın ki? Bilmiyor musun ne de korkak olduğumu? Hem bilmiyor musun, çabucak üşüdüğümü? Bilmiyor musun seni, yanındayken bile ne çok özlediğimi? Hele bir de sesini duymayınca, kendimi nasıl da yalnız hissettiğimi bilmiyor musun? "
 
Söyledi, sustu, sonra yine konuştu:
" Aman, yok be yahu! Sevgi de kararınca olacak. Onun da fazlası zarar. Çok sevdin mi, onunla yatıyor, onunla kalkıyorsun. Sağa baksan onu, sola baksan yine onu görüyorsun. Görmekle bitse çilen keşke, görsen bir türlü, görmesen bir başka... Sussa dert, konuşsa dert, aman! "
 
Sonra göz ucuyla yukarıya, çıkrığa bakıp, güya kendince öğüt vermeye koyuldu:
"Sen sakın kimseleri öyle çok sevme he mi!? Akıllı ol. Akıllı ol, yoksa benim gibi böyle kendi kendine konuşup durursun. Akıllı ol ki, kapılarda dilenci olur kalırsın! Akıllı ol da, tek bir güzel söze hasret, gariban olma. Akıllı ol!.. Çok sevmeki çekilir gibi değil. Bazen, bıksan, geçilir gibi değil. İş değil yani canım, ahmaklık! Ne olurdu, ben de seni herkes kadar sevseydim? Ne olurdu böyle derin, içine düşmeseydim?! Ne olurdu de be güzelim, ne olurdu?! Ne vardı ki kara kara sevecek! Yok be canım ya! Sen akıllı ol! Kimseyi  sevme böyle! Yoksa ne hasretin sonu gelir, ne yırtınmanın, ne çırpınmanın.. Ölsen iyi, bir de öldürmez Allah, sürüm sürüm sürünürsün "yar" diye, akıllı ol!"
 
Sonra bu fasıl bitti, bir başkası başladı:
" Sen niye beni korkutuyorsun ki? Niye beni üzüyorsun ki?! Aşkolsun sana çıkrık, aşk olsun! Şu ettiğin bana revadır, ama sana yakışmaz. Ben kötüyüm, amenna da, hani senin merhametin?!  Şimdi desem ki, ' Ben de sustum madem, tamam!..' ; yok ki yürek, arkasında duramam. Beceremem sana dökülmeden durmayı. O zaman, sana insaf, bana sakinlik bağışlasın Yaratan..."
 
Bu geçti, bir başka duygu geldi de gönlüne, bu sefer de şunları söyledi bakraç:
"Sesimi çok sevdin de, ondan mı cevap vermiyorsun bana? Ne diye sevdin sesimi bu kadar çok! Gerçi, yeter ki sen sev, ben üşenmem, gece gündüz inlerim. Dinleyen sen olduktan sonra, inlemek de ne güzel.. Dağlar gibisin. Sesime karşılık sesin yok, ama öyle bir yankın var ki, öyle bir yankı ki.. Hiç bıkmadan dinlerim."
 
O da geçti, yorgunluğun etkisiyle, hafif isyan yollu söylendi bakraç:
" Bıktım! Yeter artık! İnsafa gel be!.. Bir ses ver! Ne bu böyle! Ne zamana dek sürecek! Bak ne hale koydun beni! Ben daha ne yapayım?! Canıma mı kıyayım?! "
 
Çıkrık bu sırada ilk defa seslendi kuyunun dibindeki bakraca:
" Ööff! Bana ne, ne yaparsan yap! Bunal, dellen, inle, bağır, çağır, intihar et!.. Ne edersen et! "
 
Bakraç, nicedir ses vermeyen çıkrığın sesini duyunca, aşka geldi de dedi ki:
" Ben intihar edersem, seni kim bir daha böyle sevecek? Kim başını ağrıtacak? Kim akacak, kim dökülecek, kim hasret kalacak, kim düşecek sana? Kim özleyecek seni bu kadar? Varsa bir yedeğim, söyle çıksın! Ama dersen ki, sendeki de sevgi mi, bende bana meftun ne aşıklar var, yedeğin değil, alan var, o vakit, intihar yine uymaz da, öldür, öleyim!"
 
***
 
Bütün bunlar söylenirken yine karanlık bir geceydi. Bakraç, kuyunun dibinden yukarıya doğru seslendi, seslendi, yorgun düştü.. Hani çıkrık, güya yüz vermiyordu ya, o yorgun düşüp de uyuyakalınca, kocaman bir hasretle bakraca baktı. Öyle baktı ki, kim görse anlar, içi, bakraçtan da beter yandı.
 
" Ah! " dedi, "Ah benim geveze bakracım! Ah benim tatlı dillim! Keşke öyle haşin dönüp gitmeye de, kuyuya düşmene sebep olamayaydım. Keşke seni oradan kurtarmak elimde olaydı.. Lakin benim de dönüşüm benden değildir..."
 
Acz ile öyle ağladı, öyle çok yakardı ki, sonunda o da yorgun düşüp uyuyakaldı. E yahu! Kuyu bu! Bunca sevdaya şahit olurda, nasıl coşmaz! Adı kör kuyuya çıkmıştır, ama birçok görenden daha iyi seyreder. Nitekim Allah'ın rahmeti ile o gece kuyu, coştu da coştu.. Yükselen sular, bir merdiven oldu da, uyumakta olan bakracı, okşarcasına kuyunun başına taşıdı. Bakracı başı, çıkrığın göğsüne yaslandı kaldı.
 
Bu esnada, sabah ezanları okunmak üzere, tatlı bir seher yeli, etrafı serinletmedeydi. Ezan sesleriyle uyanınca çıkrık, bir de ne görsün? Üstelik yüzünde bir tebessüm, kim bilir ne rüya görmede..
 
İşte o dem, kuyu dile geldi de şöyle dedi:
" Aşık maşuka sevdalı, maşuk aşıka!
Sevene sevdiginden gelen, her bir sey ala!
Ayrılmak istemezseniz eger bir daha,
Sen ondan razı ol, o senden razı!
Ki nasip olsun vuslat içre hasretin hazzı!.. "
 
Neslihan Nur TÜRK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

~~~~~~~~~~
Yorum yaz!

10 yorum yazılmıştır


  1. Yazan: kelebeklersonsuzaucar | Tarih: 2009-11-02 14:52:51
    Konu: hımm
    Baya uzunmuş ama okudum.Güzelmiş de, beğendim.
    Ama bakracın sürekli inlemelerini kendime benzettim.(her konu için geçerli)) Bende kendimi çoğu böyle hissederim. Sürekli ses eden, bişeyler anlatan.. Bilmiyorum belki de bana böyle geliyor..
    Kendime susmaları mecbur kılıyorum ama zamanla daha sakin biri olmayı başarırım inş.
    sevgilerimle kardeşim, hoş kalasın daim...

    ***********

    Ah ah o çok konuşmaktan bende muzdaribim :) ama olsun bizde çok sesliyiz işte..

    Düzenleyen acizgonul gün: 2/11/2009 saat: 18:26

    Bağlantı »


  2. Yazan: ra55 | Tarih: 2009-10-31 09:29:50
    Konu: Helal Olsun!
    Efendim, saygılarımla; Hak geçme olayında ki bu ince ve hassas davranış, bu olayın farkında, bilincinde ve şuurunda olan müslüman insanların dışında yok. Elbette birbirimize hak ve hukukumuz geçmektedir. Her zaman helalleşmek yerinde bir davranıştır.

    Bu bağlamda varsa hakkım helal olsun, siz de bana geçen haklarınızı helal ediniz!

    Bu paylaşımınız ve davranışınızdan dolayı size teşekkür ederim.

    Allah'a emanet olun. Hoşçakalın...

    ***********

    Ne demek Recep Abiciğim,benim de hakkım helal olsun..Muhabbetle..

    Düzenleyen acizgonul gün: 31/10/2009 saat: 20:28

    Bağlantı »


  3. Yazan: hdk | Tarih: 2009-10-30 11:19:35
    Konu: hayirli cumalar

    hayirli cumalar safakcim iyisin ins.


    Dualarıma içtenlik ver, ey Rabbim
    Her ihtiyacımı sana muhatap olma vesilesi eyle..
    Fısıltılarımı da, iç çekişlerimi de,suskunluklarımı da dua diye kabul eyle
    Herduamda sonsuz yakınlığını hissetmeyi, hiç bitmez ihsanını tatmayı nasip eyle..

    Yâ Rabbî!.. Günahlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle! Ölülerimizi de mağfiret eyle, yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et!
    Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, âcizlikten, zelil olmaktan, zulüm etmekten ve zulüm görmekten, cimrilikten, müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşmanın galebesinden, kötü huydan, bidat işlemekten, dalalete düşmekten, halis olmayan amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, ölürken gelecek fitnelerden, kabir azabından, dinimize ve dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık, bunlardan bizleri koru Yâ Rabbî!..
    Yâ Rabbî!.. Bize sarsılmaz bir iman, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalb, sabredici beden, zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, salih evlât, dünya ve ahirette güzellik ihsan et! Ana ve babamızı da mağfiret eyle!
    __________________

    Bağlantı »


  4. Yazan: pervaneninkanatlari | Tarih: 2009-10-28 21:54:12
    Konu: Gönül Şafak'ım
    Geldin demek Şafak,olmayınca bir süre sen... evde olmadıgını bilince görememek olunca bir de yola düşmedim ,kapına gelmedim; aslında vefasızlık gibi görünse de gülüm,içim elvermez: sevdiklerimi evde bulamamaya desem anlarsın beni değil mi?
    N..Türk ü ben de severim beğeniyle okurum o hayatında gördüğü her nesneyle konuşan,onları konuşturan bir üsluptur.Teşekkür ederim paylasımın için gayet hoş ve yerindeydi.


    ***********

    Allah razı olsun pervanem,hoşgelmişsin haneye :)
    Buralardaydım aslında, sadece yavaştım biraz..

    Düzenleyen acizgonul gün: 28/10/2009 saat: 23:35

    Bağlantı »


  5. Yazan: metekan | Tarih: 2009-10-28 20:59:59
    Konu: selam
    ______##########______________
    _____#############____________
    ____##############____________
    ___#######______###___________
    ___######________##__##_______
    ___######____________###______
    ___#####_____________######___
    ___#####____________#######___
    ___#####___________#######____
    ___#####____________######____
    ___#####_____________######___
    ___######____________###_##___
    ____######_______#___##_______
    ____#######____###____________
    _____############_____________
    ______##########______________
    ________######________________

    bağamsızlığımızı çekemeyen ermeni uşakları çatlasın...
    ODU MİLLET ELE TAM BAĞAMSIZ TÜRKİYE...
    bağamsızlığımızın 86. yılı tüm türkiyeye hayırlı olsun...
    ......................................
    hiddetlidir bu devran böyle devam edemez
    böyle gelmiş diyorlar ama böyle gidemez
    bir kaç sığır çobanı milletimi güdemez
    OSMANLI tokadımız duyulacaktır fastan...
    geçmişimiz bellidir destan yazacağız destan!!!
    ______##########______________
    _____#############____________
    ____##############____________
    ___#######______###___________
    ___######________##__##_______
    ___######____________###______
    ___#####_____________######___
    ___#####____________#######___
    ___#####___________#######____
    ___#####____________######____
    ___#####_____________######___
    ___######____________###_##___
    ____######_______#___##_______
    ____#######____###____________
    _____############_____________
    ______##########______________
    ________######________________

    Bağlantı »


  6. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-10-28 17:47:55
    Konu: BLOGunuzda BAŞARILAR....
    SİTENİZ Çok Etkileyici.Başarılar dilerim.
    umarım devamını getirirsiniz.
    benimde siteme beklerim.
    profesyonel banner desteği ayrıca birçok web sitenize uygun ücretsiz içerik ve en kaliteli içerikleri bulabileceksiniz...
    www.foruma.forum7.biz

    ********

    Teşekkür ederim..



    Düzenleyen acizgonul gün: 28/10/2009 saat: 20:51

    Bağlantı »


  7. Yazan: ra55 | Tarih: 2009-10-28 16:31:57
    Konu: Baramınız Kutlu Olsun!
    Bu yıl hep birlikte 86. Yıldönümünü idrak edeceğimiz, Cumhuriyet Bayramınızı en içten samimi ve en kalbi duygularımla kutlarım. Daha nice Cumhuriyet Bayramlarını da; sevgi, barış ve huzur içinde kutlamanızı dilerim.

    **********

    Teşekkürler Recep Abi :) inşaallah..Muhabbetle..

    Düzenleyen acizgonul gün: 28/10/2009 saat: 20:51

    Bağlantı »


  8. Yazan: KARDELEN K... | Tarih: 2009-10-27 22:55:03
    Konu: HARİKAYDI... :))
    " Aşık maşuka sevdalı, maşuk aşıka!
    Sevene sevdiginden gelen, her bir sey ala!
    Ayrılmak istemezseniz eger bir daha,
    Sen ondan razı ol, o senden razı!
    Ki nasip olsun vuslat içre hasretin hazzı!.. "

    *********
    GÜZEL BİR HİKAYE İDİ
    ÇOK BEGENDİM
    YÜREGİNİZE SAGLIK CAN KARDEŞİM
    BU HİKAYE SİZEMİ AİT ???
    BU ARADA BU SİTEYE NASIL ÜYE OLUNUYOR YAFFFF...:(((
    BİR CANKARDEŞ DAVET ETTİDE :))))

    ***********

    Teşekkürler hoşgelmişsin Kardelen kardeşim :)
    Hikaye Neslihan Nur Türk'ün kaleminden, bir dergide yayınlanmıştı.. Yani bana ait değil,acizgönül,türabi,Ş.T. ya da Şafak Türker imzalı olanları acizane bana ait..

    Üye yapalım inşaallah seni de! Blogcunun ana sayfasından kayıt oluna tıkla,gerisi gelir; basit zaten..
    :) Davete icabet gerekir...




    Düzenleyen acizgonul gün: 28/10/2009 saat: 20:55

    Bağlantı »


  9. Yazan: EsMaLaL | Tarih: 2009-10-27 16:58:40
    Konu: lllı.ıl.lılıl.Vakt-i Aşk.lllı.ıl.lılıl.
    Estag... ihvancm ne zahmeti benim için zevkti. Hayallerimin hepsi sadece hayal :(

    Bu Öykü de cuk oturdu yüreğime!

    "Sevene sevdiginden gelen, her bir sey ala! / Sen ondan razı ol, o senden razı!/

    ************

    Hoşgelmişsin can aynası :)
    İnsan hayalleriyle yaşarmış ihvanım..
    Evet öykü uzun zamandır taslaklarda duruyodu,nasip bu güneymiş..



    Düzenleyen acizgonul gün: 27/10/2009 saat: 21:36

    Bağlantı »


  10. Yazan: canahmedimsav | Tarih: 2009-10-27 13:56:54
    Konu: Allah c.c. razı olsun kardeşim nurşafak ne güzel bir yazı paylaşmışsınız

    İşte o dem, kuyu dile geldi de şöyle dedi:
    " Aşık maşuka sevdalı, maşuk aşıka!
    Sevene sevdiginden gelen, her bir sey ala!
    Ayrılmak istemezseniz eger bir daha,
    Sen ondan razı ol, o senden razı!
    Ki nasip olsun vuslat içre hasretin hazzı!.. "

    selam ve dua ile

    ************

    Rabbim cümlemizden razı olsun :)
    Amin.
    Selam ve dua benden de sana olsun Ahmed Abi..

    Düzenleyen acizgonul gün: 27/10/2009 saat: 14:17

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« Önceki ~♥~ Sonraki »